8 Kasım 2009 Pazar

Hercai ruhum halvet-güzîn bugün







Beynimin kıvrımlarında güzün en haşin rüzgârları, rukûya eğdi elemlerimi. Kalbim ayaklarımın altında çatırdayan bir çınar yaprağı. Sararmış ellerim, az sonra yağıverecekmiş gibi bulutlaşan gözlerimi ovuşturuyor. Şimşekler çakan şakaklarım, büyük bir gürültüyle koptu kopacak. Kararan ruhum çıktı çıkacak. Ömrün güz mevsimi bugün. Yol eğri büğrü. Kışta doğmak için dosdoğru yola varılmadı hâlâ. Borç defteri koltuğumun altında, hesap yaklaşmakta... Yaramazlığından utanan çocuk misâli korkak ruh merakta. Ürkek bakışlarının altında o soru, ilkbaharı yakalayabilecek mi?

Ey ay yüzlü melek! Kopart solan çiçeklerimi. Bıktım ayrık otlarından. Yol dikenlerimi. Neredesin? Hissedemedim varlığını hâlâ omzumda. Nerede elindeki vuslat bileti? Hadi uzatsana... Bu harp meydanında bedenimle ruhum arasında sıkışıp kaldım. Çıkar beni kafesten, yuvama uçursana.

Ey gök! Feraha çıkar ruhumu.
Ey toprak! Dostuna aç bağrını.
Ey deniz! Kayıplara sal beni.

Ey İstanbul! Bak gülümsüyorum giderken sana. Sıktın, sıktın, daralttın beni. Ama ben yine de sana gülümsüyorum. Çünkü elvan kuşağını da gösterdin bana. Sahiplendim onu. Renklendi göğün, denizin bir başka oldu o gün. Martılar mutluluktan bir başka uçtu. Hem ağladın, hem güldün ey şehir! Hem ağlattın, hem güldürdün. Mutluluktan mı ağladın söyle? Yoksa ağlayan bir çocuktun da gökkuşağını, avutan oyuncak sanıp, gülmeye mi başladın birden? Gülen yüzün ile gözyaşların yanaklarımı okşadı. Bak ben de mutluluktan ağlıyorum bu defa. Bak, ağladığıma üzülmüyorum hem. Bak, sana son bir kez daha gülümsedi çehrem. Hadi artık çatmayalım kaşlarımızı sen de ben de. Hadi artık iki dost gibi ayrılalım.

Ey martı! Bak ben de senin gibi denizle dans ettim bugün. Senin gibi uçtum özgürlüğüme. Seni hep kıskandım, herdaim denizi okşayışını... Bir kuş olamayışıma yandım, üzüldüm göçemediğime göklere...

Hey, siz sahildekiler, hayatın kıyısındakiler! Bakın el sallıyorum size, o telaştan kurtarın da düşüncelerinizi, bir bakın bu tarafa. Duyun sesimi, İstanbul size emanet. Dostuma iyi bakın, harap etmeyin artık ruhunu. Hadi mırıldanın bîhaber olduğunuz şiirleri. Saçtım cebimden onları. Hadi duman yerine şiir koklayın... Hadi, aldatmayın artık kendinizi. Hadi, ağlarınızı salın, yakalayın onları!..

Giderken ben, inadına mutluyum denizinde ey dost! İlkbahara göçüyor ruhum... Ay yüzlü melek, teyyarem; yerin altı sıcacık, en süslü salonum; sıratı süratle geçmek umudum :)



Hercai: Kararsız, sebatsız
Halvet-güzîn: Tenhayı beğenen, seçen.

1 yorum:

Gazeteci dedi ki...

Diline saglik,Ilknur. Ne kadar guzel yazmissin